Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli tarihçilerden, fikir ve kültür insanlarından Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın vefatının ardından, kendisiyle özdeşleşen ve yıllar önce sarf ettiği bir söz, anlamlı bir vasiyet olarak yerine getirildi. Akademik derinliği, geniş bilgi birikimi ve halkla kurduğu eşsiz diyalogla geniş kitlelerin sevgisini kazanan Ortaylı’nın aramızdan ayrılışı, tüm Türkiye’de derin bir üzüntü yaratmıştı. Bu hüzünlü günlerde, duayen ismin, vefatı halinde okunmasını arzu ettiği sela için özel bir tercihi olduğu ortaya çıktı.
İslam geleneğinde vefat eden kişinin duyurusunu yapan, cemaati cenaze namazına davet eden ve ruhuna dualar edilmesine vesile olan sela, Ortaylı için de farklı bir anlam taşıyordu. Merhum tarihçinin, yıllar önce samimi bir diyalog esnasında Üsküdar Çinili Camii imamına yönelttiği “Benim selamı sen oku” şeklindeki sözleri, Ortaylı’nın kendine has üslubunu ve insanlarla kurduğu kişisel bağların derinliğini bir kez daha gözler önüne sermişti. Bu sözler, resmi bir vasiyetname olmaktan ziyade, gönül bağına dayalı, incelikli bir dilekti.
Ortaylı’nın vefat haberinin duyulmasının ardından, bu kadim dostluk ve dilek, akıllara geldi. Ancak Üsküdar Çinili Camii imamının, vefat haberini aldığı anlarda görevli olarak Türkiye dışında, Almanya’da bulunması, bu vasiyetin yerine getirilişine daha da dokunaklı bir boyut kattı. Coğrafi mesafeye rağmen, imamın duyduğu derin üzüntü ve merhum tarihçiye olan vefa borcu, bu anlamlı anı gerçekleştirmesini sağladı. Türkiye’den binlerce kilometre uzakta olmasına rağmen, imam, Ortaylı için sela okuyarak, usta tarihçinin son arzusunu yerine getirdi. Bu sela, sadece bir dini anons olmanın ötesinde, bir dostluğun, karşılıklı saygının ve kadim bir geleneğin modern zamanda dahi ne denli yaşatılabileceğinin sembolü haline geldi.
Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın bilimsel mirası ve entelektüel kişiliğiyle birlikte, geride bıraktığı bu tür insani dokunuşlar ve özel istekler de onun ne denli bilge, halktan biri ve aynı zamanda mütevazı olduğunu bir kez daha gösterdi. Vefatının ardından gelen bu anlamlı jest, Ortaylı’nın anısına duyulan saygının ve ona gösterilen vefanın somut bir ifadesi olarak kayıtlara geçti. Bu olay, hayatın son anlarında dahi kişisel bağların ve sözlerin ne denli değerli olabileceğini hatırlattı.





